Tükenmezle Yazan Üstad

Şevket Hüner’in Yazısı…

Bu pusula da diğerleri gibi; çizgili dosya kâğıdının sağ tarafından iki parmak içeriye boydan boya kırmızı bir çizgi çekilmiş,  tükenmez kalem ile yazılmış her bir satırın başına rakamlar alt alta sıralanmış, önce ikiye daha sonra tekrar ikiye katlanmış ama zarfa konulmadığı için yıpranmıştı. Hocasının yazısını getiren Mahmut’u yolcularken Hamdi mahcuptu. “Kardeşim haberim vardı, gelip alacaktım. Buraya kadar zahmet buyurmuşsun.”

Üstadın tükenmez kalemle yazma ısrarına bir türlü akıl erdiremiyordu. Üstelik yanlış yazdığı zaman, yazının üzerini çizerek doğrusunu, daha küçük bir yazı ile iki satırın arasına sığdırmaya çalışıyordu. Yaptığı imla hataları ise cabası. Gassal ile meyyit ilişkisi bulunmadığı halde bir türlü üstadın hatalarını yüzüne karşı söyleyemiyordu. Yazının içeriğineyse diyecek yoktu.

 

“Bu yazıyı kitabıma koyacağım, eleştirilerini bekliyorum” notu ile gelen bu yazı iyi bir fırsattı. “İşte bir türlü dillendiremediğin bütün yanlışlıklarını üstadın gözünün önüne sermenin tam vakti” diye içinden geçirirken garip bir heyecan duygusu elini ayağına dolaştırıyordu.

 

Masasının kenarına tutturduğu büyük kalemtıraş ile oklarının ucunu sivrilten bir cengâver edasıyla 2HB kurşun kalemlerini dikkatlice açtı. Kar beyazı çizgisiz dosya kâğıdının yanına yumuşak, markalı silgisini büyük bir keyifle yerleştirdi. Düşünmeden çalakalem yazmaya başladı. Nasıl olsa tekrar okumalarında yanlış yaptığı yerleri geride hiçbir iz bırakmayan markalı silgisi ile silip düzeltebilecekti! Yazının imla hatalarını, noktalama işaretlerini bir zanaatkâr edası ile düzeltti.

 

Kendince temize çektiği yazının muhtevasındaki doyuruculuğa rağmen ek olarak. “Yazıya bir şeyler ekledim” sadedinde internetten bulabildiği birkaç malumat ekledi. Kâğıdı, kırışmaması için önce naylon bir koruyucuya, koruyucuyu da hocasının çok sevdiği fıstıki yeşili telli bir dosyaya özenle yerleştirdi. Nede olsa eskilerin tabiri ile ”Zarf dahi mazruf kadar mühim idi.” Akabinde temize çektiği yazıyı, tefsir dersi öncesinde üstada yetiştirmek üzere yola koyuldu.

 

Bakara 275. Ayetini tefsirini yapıldığı ders çok verimli geçti. Cehennemde daimi kalacaklardan bahseden ayetin tefsiri sonrasında kredi kullanmadığına şükretti.

 

Dersin sonunda deri çantasından titizlikle çıkardığı fıstıki yeşili telli dosyayı nazikçe alan hocasının yüzüne bakamadı. Başlarda emin görünmesine rağmen zaman geçtikçe yaptığı cüretkâr davranıştan dolayı mahcubiyeti artıyordu. Hocası dosyayı incelemeye başladı;

 

– Telli dosya, en sevdiğim renkten.

Hamdi’nin yüzünde ki mahcubiyet bu memnuniyet ifadesi ile sevince dönüştü.

– Bir kâğıt koruyucu ve kırışmamış bembeyaz bir dosya kâğıdı!

– Çizgisiz kâğıda 2HB kalem ile güzel yazılmış bir yazı!

– Adeta hiçbir yanlış yapılmamış, bir kerede yazılmış!

 

Değerlendirmeleri gittikçe manidar bir çehreye bürünmeye başlamıştı. Hamdi, bu değerlendirmelerin takdir mi tekdir mi ifade ettiğini anlamakta zorlanıyordu.

 

– Üstelik yazdıklarım hakkında ‘Google’a başvurmuşsun bakalım hazret ne demiş?

– Kes yapıştır yapmamışsın ve güzelce yazmışsın. Tabi 2HB ile ve hatasız zannıyla!

 

Çalışma odasına giren üstadın ardından girmeye cesaret edemedi. Büyük bir mahcubiyet içinde kapı önünde beklemeye koyuldu. Davranışından dolayı özür dileyip üstadın nezdinde temize çıkmakta kararlıydı. Nihayetinde odaya çağrıldı. Kitaplarla dolu çalışma odasındaki eski ahşap masasının kenarına sabitlenmiş kalemtıraşı, silindirik bir kalem kutusu içindeki çeşit çeşit kurşun kalemleri, yumuşak silgileri görünce iyice çuvalladığını hissetti. Yüzüne oturan mahcubiyet bu defa bütün hücrelerini işgal etmeye başlamıştı.

 

– Hayırdır Hamdi, söyleyeceğin bir şey mi var?

– Üstadım haddimi aşan cüretimden dolayı helallik almaya geldim.

– Peki, kendi yaptığını anladın da benim yaptıklarıma bir mana verebildin mi?

 

Çok kısık bir ses ile…

 

– Aslında bunu öğrenmenin merakı ile yanıp tutuşuyorum’ dedi.

– Öncelikle gönderdiğim kâğıdı katladığım halde zarfa koymamamın nedeni, Mahmut’un nefsinde seni daha çok beğendiğim zannı ağır basarsa onu rahatça açıp okuyabilmesi içindi.

-…

– Yıpranmış kâğıdın izahı ise bize temiz bir sayfa gibi sunulan hayatı yaptıklarımız ile karalayıp buruşturuyoruz. Sonra bütün ömrümüzce onu düzelmeye çalışsak bile bir türlü bize ilk verildiği gibi temiz ve pürüzsüz olamayacağını fark etmen içindi.

– …

“Niye çizgili dosya kâğıdı dersen, hudutlara riayet etmeyi unutmamak içindi. Zira sizlere Hududullah’tan bahsederken buna benim dikkat etmemem ilme ihanettir. Boydan boya kırmızıçizgi ise insanların dikkat ettiği sınırları aşmamak demektir ki şeytan insana en çok bu yoldan yaklaşır.’

– Peki, hocam niçin kurşun kalem ve silgi yerine tükenmez kalem kullanıyorsunuz?

– Evvel zamanda senin gibi 2HB ile yazıyor ve yanlışlarımı silgi ile siliyordum. Kendi yanlışlarım yerine başkalarının hatalarını görme hadsizliğinden uzaklaşmak için başladım tükenmez ile yazmaya. Şimdi yanlış yaptığımda üzerini çiziyorum, doğrusunu iki satır arasına yazıyorum ki yaptığım hatalarım hep gözümün önünde olsun. Hayatım olarak gördüğüm dosya kâğıdında hata ettiğimde üstünü çizip doğrusunu yazmam aslında benim tövbemdir. Sürekli yanlışlarımı görmek, bunları sicilimden silmesi için istiğfar etmemi kolaylaştırıyor. Çünkü yalnız O’dur tek ve gerçek silen silginin sahibi…

– Ya her satırın başına rakam yazmanızın hikmeti?

– Benim hesap verme vaktim yaklaştı. Bunun için hatalarımı, nerede, ne sıklıkla yaptığımı bütün ayrıntısıyla görmem gerekiyor. Hem yazdıklarımın hesap defterimde bütün ayrıntıları ile gösterileceğine inanıp hem de üstün körü davranmayı ilmi ciddiyet ile bağdaştıramıyorum.

– Hocam yani silgi bu kadar mı tehlikeli bir araç mı?

– Buna araç değil de bir simge diyelim. Modern insan hata yaptığını kabul etmiyor. Hataları ile değil sadece başarıları ile ilgileniyor. Sence Resulullah (sav) günde en az 70 defa istiğfar ederken bizim bundan uzak oluşumuz manidar değil mi?

– Peki, kitabınızda da düzeltmelerinizi bu şekilde mi yayınlamayı düşünüyorsunuz?

– Daha yayıncı ile görüşmedim ama olursa da bu bir ilk olsun isterim. Çünkü Kuran, peygamberin bile zellelerinden bahsederken, âlim zehabına kapılanların eserlerinde hiçbir hatanın görünmemesi abesle iştigal değil mi? O vakit âlimler putlaştırılıyor diye şikâyete hakkımız olamaz.

 

Şevket Hüner – Düşünce Mektebi

Oy verin

3 puan
Upvote Downvote

Total votes: 3

Upvotes: 3

Upvotes percentage: 100.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

This post was created with our nice and easy submission form. İçeriğinizi oluşturun !

Bir Cevap Yazın