(başlık yok) (1/3)

Son yirmi-otuz yıldır tüm dünyada mütedeyyin Müslümanlar derin ve çelişkili bir dönüşüm sürecinden geçiyorlar. Özellikle Batı kamouyounun ilgisi kimi Müslümanların şiddete başvurmaları ve cihat çağrısında bulunmalarına yönelirken, halk arasındaki daha geniş tabanlı değişiklikler göz ardı ediliyor. Türkiye’deki tartışma ise, çıkışsız bir karşıtlığa hapsolmuş durumda: Bir kesim eski İslamcıların yaşadığı çok boyutlu dönüşümü “liberalleşme” ve “demokratikleşme”ye indirgerken, diğer bir kesim de yokluğunun kanıtlanması zor bir “gizli ajanda”nın izlerini sürme hevesinde.

Size anlatacağım kişisel dönüşüm hikayesi daha karmaşık bir deneyime örnek oluşturuyor. Yasin’le 2000 yılında tanıştığımda kırk yaşlarında radikal İslamcı bir esnaftı. 1990’larda, yaşadığı yoksul ilçedeki İSlamcı sokak eyl emlerinin önderlerinden biriydi. Bu ilçe (Sultanbeyli) 1990’larda İstanbul’daki İslamcı değişim sürecinin başını çekiyordu. Yasin cuma vaazları için sık sık kayıt dışı mescitlere giderdi. Dükkanına gelenler içeri girerken kapıda ayakkabılarını çıkarırlardı (maksat etrafın kirlenmesini engelleyip, her an ibadete hazır tutmaktı). Arkadaşları ve müşterileriyle birlikte beş vakit namazını düzenli olarak kılardı. Tıpkı arkadaşları gibi, Yasin de Fazilet Partili değildi; zira FP’yi devletin smözünden çıkmaz, teslimiyetçi, korkak ve kısmet milliyetçi bir parti olarak görüyordu. İslam’ın dünya çapında birliğine derinden bağlıydı ve Türk ulus-devletini yapay bir engel olarak görüyordu.

Oy verin

Bir Cevap Yazın