Şevket Hüner: Aslında hepimiz aynı gemideyiz

Herhangi bir inanca sahip insanlara yapılan saldırılar inanç sahibi olmayı bir dava haline dönüştürür. Artık bütün çabalar, kendi benzeri cemaatlerin farklarını bile görmezden gelip beraberce inançsızlara karşı birleşip güçlenmektir. Kendilerine ikinci sınıf vatandaş muamelesini bitirecek çözüm, onların bitirdiği okullardan mezun olup bir an önce kaleleri içten fethedecek siyasetler için gerektiğinde görünmez olmaktır. Bir gün tüm mevki ve makamlar onların olacak ve bütün kaleler bir bir fethedilecektir. Hatta onları aşağılayan tüm rütbe ve makamlar onlara selam durmak zorunda kalacaklardır.

Fakat tüm ortak çaba imiş gibi görünen yapılanmalar farklı yöntemlerle aslında günden güne birbirlerinden uzaklaşırlar. Kendi içine kapalı cemaatler sahte kutsallar üretirler. Kendilerine has kitapları ve üstün lider inanışları kemikleşenler içlerinde yapılan zulümleri görmez olur. Kollar kırılır yen içinde kalır. Aslında istenen ortak inanç sahiplerinin kazanımı değil bütün inanç kümelerinin kendi çevrelerinde toplarken inançsızlara gününü göstermektir. Gün gelir küresel sistem, iktidarın nimetlerinden faydalanma iznini verir. Artık tüm vatan sathı onlarındır ve diğer hiçbir cemaate bunu yedirmemek lazımdır. Kölelik devri bittiğine göre yeni efendilerin köleleri tüm inançsızlar ve kendilerine tabi olmayan öteki inanç sahipleridir.

Devleti kendi kriterlerine göre yeniden yapılandırmalarının önündeki en büyük engel yıllarca sabret diye tembih ettikleri elemanların sahip olunan imkânlardan pay kapma çabasındaki kavganın kontrol edilememesidir. Medya onların eline geçtiği için tüm dünya meseleleri iç politika kazanımları olarak kullanılır hale gelmiştir. Böylece dış dünyadan izole edilen sahte cennet huzuru bir süre devam eder. O sıralarda komşu ülkelerdeki inanç karşıtlıklarının eline geçen silahlar ayrışmayı hızlandıran en kanlı görüntülere dönüşmüştür. Yeni silahlar, kardeşleri üzerinde denendiği o coğrafyada kelebeklerin ömrü çocuklarınkinden uzundur. Kurtarmaya(!) gelen devletler farklılıkları hiçe sayan bir bombardıman eşliğinde anıları yok ederler. O topraklarda inanç sahipleri ile inançsız kitlelerin tamamı kaybetmesine rağmen her kesim kendi çocuklarına bunu gâvurların değil karşıt gurubun yaptırdığı iddiasını aşılar.

İşte dostlar bütün bu süreçlerin sonuçsuzluğunu anlatan bir hadisi hatırlatmak isterim…

Numan İbni Beşir (rah) rivayetine Nebî (sav) şöyle buyurdu:

Allah’ın çizdiği sınırları aşmayarak orada duranlarla bu sınırları aşıp ihlâl edenler, bir gemiye binmek üzere kura çeken topluluğa benzerler. Onlardan bir kısmı geminin üst katına, bir kısmı da alt katına yerleşmişlerdi. Alt kattakiler su almak istediklerinde üst kattakilerin yanından geçiyorlardı. Alt katta oturanlar: ‘Hissemize düşen yerden bir delik açsak, üst katımızda oturanlara eziyet vermemiş oluruz’ dediler. Şayet üstte oturanlar, bu isteklerini yerine getirmek için alttakileri serbest bırakırlarsa, hepsi birlikte batar helâk olurlar. Eğer bunu önlerlerse, hem kendileri kurtulur, hem de onları kurtarmış olurlar.” (Buhari, / Şehâdât 30, Tirmizî,/ Fiten 12)

Hepimiz aynı gemideyiz. Tüten bu son ocakta yapılan tüm aymaz ve yanlış çıkışları konuşarak aşmazsak meseleleri yarın savaşla bile çözülemez halde çocuklarımıza devredeceğiz. Şu anda herkesin çevresinde vatansız Suriyeli muhacirler var. Onları cemaatinize davet edin ve ‘şu günkü deneyimleriyle geçmişe gitseler neleri yapmazlarmış’ sorusunu sorun. Zira Titanik battığında en lüks kamaradaki zengin ve nüfuzlu insanlar, tayfalarla birlikte o soğuk sularda kaybolup gittiler. Sövmek ve suçlamak sözü bitirir…

dusuncemektebi

Oy verin

-2 puan
Upvote Downvote

Total votes: 2

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 2

Downvotes percentage: 100.000000%

This post was created with our nice and easy submission form. İçeriğinizi oluşturun !

Bir Cevap Yazın