Ruşen Çakır’dan Furkan Vakfı Analizi: Zor Bir Durum

Olay Ak Parti hükümeti ile Furkan Hareketi arasında kalabilecek bir olay değil, bunu çoktan aştı.

Türkiye’deki İslami hareketler alanında uzman kişiler arasında gösterilebilecek ender isimlerden olan Ruşen Çakır, Youtube üzerinden medyascope ismiyle kurduğu kanalında geçtiğimiz günlerde Adana’da Kutlu Doğum konferansı yapmak isteyen Furkan Vakfı mensuplarına toma ve biber gazı ile yapılan, ülkenin her kesiminden tepki çeken sert müdahaleyi ve ‘Furkan Hareketi’ni analiz etti.

Ruşen Çakır’ın analizinden satır başları şu şekilde:

ŞERİATÇI BİR HAREKET

Baktığımızda bu bir İslamcı hareket. Yerli yabancı İslamcı hareketlerden esinlenmeler var ama çok bir kalıba oturmayan, fazlasıyla kurucusu Alparslan Kuytul’a bağlı bir hareket. Yani onun öğretisi üzerinden, kişiliği üzerinden oluşmuş bir hareket bunu net bir şekilde görüyoruz. Kişinin birinci derecede önemli olduğu bir hareket. Ve net bir şekilde şeriatçı bir hareket. Radikal söylemleri var ancak uzun bir süre boyunca siyasi konulara girmemeye çalışmış (…) ama daha sonra ister istemez kendini siyasetin ortasında bulmuş.

GÜLEN VE HÜKÜMET SAVAŞINDA HÜKÜMETİ DESTEKLEDİLER AMA FETÖ OPERASYONLARI MAĞDURİYETLERİNİ DE ELEŞTİRDİLER

Feto meselesi çıktığı zaman yani Gülen cemaati ve AKP arasındaki kavga bir savaşa dönüştüğü zaman çok aleni olmasa bile tercihini hükümetten yana yaptı. Yani Fetullah Gülen hareketine anlayış ve empati ile yaklaşmadı. Ama daha sonra Feto operasyonları sonrasında yaşanan mağduriyetler sonrasında eleştirel bir tutum takındıklarını görüyoruz.

Zaten bu hareketin ilginç bir özelliği bir takım standartlara uymaması. Fetö’ye karşı eleştirel ama Fetö operasyonlarına da eleştirel.

Mesela İran’a ve İran devrimi konusunda çok net bir pozisyon almadığını görüyoruz.

YASAL ZEMİNDE FAALİYETLERİNİ YAPMAK İSTİYORLAR AMA…

Normalde bu hareketin yerel bir hareket olarak kalması ve çok da fazla dikkat çekici olmaması beklenirdi ama burada şöyle bir husus var; Türkiye’de benim bir süredir dile getirdiğim Adalet Ve Kalkına Partisi iktidarı döneminde, özellikle son yıllarında İslamcılığın resmileşmesine paralel olarak Türkiye’de var olan İslamcı potansiyel görünür olmaktan çıktı. Yani herkes kendini bir şekilde Tayyip Erdoğan’a bağladı ya da ona düşman oldu. Düşman olanların büyük bir kısmı da bu siyasi iktidar tarafından tasfiye edildi. Yani bağımsız bir İslamcı duruş kalmadı. Bir tek istisna tabi IŞİD ve El-Kaide gibi yapılardı ki bunlar da selefi-cihatçı gruplar bunlar da esas olarak yasadışı ve yeraltını tercih eden gruplar. Furkan Vakfı ve Alparslan Kuytul’un en önemli özelliği İslamcı argümanları, yakın zamana kadar bir çok kişinin seslendirdiği ama şimdi çok da fazla seslendirmediği çünkü iktidarın kendisinin yanında olduğunu düşündüğü bir ortamda hala İslamcı argümanları yasal zeminde seslendiriyor olması ve kendini Ak Parti hükümetine ve Tayyip Erdoğan’a bağlamamış olması. Böyle gruplar çok fazla kalmadı Türkiye’de bu anlamda birden bire İslami yapıların hemen hemen hepsinin kendisini Ak Parti’ye ve Tayyip Erdoğan’a eklemlediği bir ortamda böyle yerel bir hareket, kendini siyasi harekete eklemlemediği için bile bir odak haline gelebiliyor. Bu onu gösteriyor. Furkan Vakfı olayı Türkiye’de İslamcılığın iflasını gösteriyor.

İktidara teslim olmuyor, iktidara rağmen kendi faaliyetlerini kendi bildiği gibi yapmak istiyor, bunu yaparken yasadışı yollara tevessül etmiyor ve gelip bir yerde tıkanıyor. Ve cumartesi ve pazar günü yaşanan olaylar da bunu gösteriyor.

İSLAMCI GÖSTERİLERE KARŞI BU KADAR SERT MÜDAHALE OLMAZDI-OLAMAZDI

Yıllar önce bu tür olaylar olabiliyordu ki o zaman bile yani AkParti iktidarından önceki zamanlarda bile İslamcı gösterilere karşı bu kadar sert polis müdahaleleri olmazdı-olamazdı bu sefer ama görüyoruz çok net bir şekilde müdahaleler var ve bunun doğurduğu bir tepki var.

HÜKÜMETE KARŞI KULLANILMAK İSTEMİYORLAR AMA DİK DURMAYA ÇALIŞIYORLAR

Bugün Erdoğan ve iktidarına düşman olan, ondan hoşlanmayan, onun devrilmesini isteyen içerde ve dışarıda çok sayıda güç var. Ve o güçlerin kullanabilecekleri argümanlar ya da kullanabilecekleri dinamiklerin sayısının çok da fazla olduğu söylenemez. Furkan Vakfı bu anlamda da karşımıza çıkıyor, alakası olmayan insanların birden bire Furkan Vakfı’nı keşfettiğini ve buradan Ak Parti’nin ve Erdoğan’ın tabi zor durumda bırakılmak istendiğini görüyoruz. İşte burada da işler daha da ilginçleşiyor çünkü anladığım kadarıyla Furkan Vakfı ve hareketin lideri Alparslan Kuytul, Ak Parti ve Erdoğan’la çok sert bir kavga içerisine girmek istemiyorlar. Bir taraftan ona tabi olmak istemiyorlar bir taraftan da böyle bir sert kavga içerisine girmek istemiyorlar.

Bir taraftan da dik durmaya çalışıyorlar böyle zor bir durum var.  Bunu yaparken de kendilerinin başkaları tarafından hükümete ve Erdoğan’a karşı kullanılması ihtimalini engellemeye çalışmak gibi zor bir işle karşı karşıyalar, gerçekten çok zor.

Ancak şunu söylemek gerekir, şu anda İslamcı potansiyelin bu kadar güçlü olduğu ve sesinin bu kadar az çıktığı bir ortamda bu yerel hareketin önü açık gözüküyor. Nereye kadar gider açıkcası kestiremiyorum ama çok  bildik İslamcılığın, İslami hareketin en temel tespitlerini, yaklaşımlarını dile getirmekten ibaret olsa bile (detaylara girdiği zaman tabi ki farklılıklar vardır ama, baktığımız zaman dünyanın dört bir tarafında görebileceğimiz türden bir şahıs etrafında kurulmuş bir islamcı grup, normalde bu hareketin çok şansının olmaması gerekir) ama bu hareketin önü açık gibi gözüküyor. Nereye kadar gider, hükümetin tavrı nasıl olur, aralarında bir mutabakat ya da bir anlaşma olur mu? Bunları izlemek lazım.

EN GÜÇLÜ OLANLARIN BİLE SUSMAK ZORUNDA KALDIKLARI DÖNEMDE İSLAMCILIK YAPMAYA ÇALIŞIYORLAR

Bu olay Türkiye’deki İslamcılığın tıkanmasını ve tıkanmasının ötesinde iflasını gösteren çok çarpıcı bir olay. Sadece bu cumartesi ve pazar günü Adana’da yaşanan olaylardan hareketle Türkiye’deki İslamcılığın açmazını anlatmak mümkün. Durduk yere büyüyen bir gerilim ama nereye gideceği de belli olmayan bir gerilim, aslında ucu açık olmayan bir gerilim. İki taraf için de bir tıkanmışlık hali var. Ama şunu tekrar vurgulayayım bu olay hiçbir zaman Ak Parti hükümeti ile Furkan Hareketi arasında kalabilecek bir olay değil. Artık bunu aşmış durumda şu anda içeride ve dışarıda çok kişinin, çevrenin, grubun, odağın bu olayı mercek altına aldığını kestirmek hiç zor değil. Çünkü en güçlü olanların bile sustuğu ya da susmak zorunda kaldığı bir ortamda birileri Türkiye’de Tayyip Erdoğan’a rağmen kendi bildikleri şekilde bir İslamcılık çalışıyorlar, evet ilginç, izlemeye herkes gibi ben de devam edeceğim.

Oy verin

25 puan
Upvote Downvote

Total votes: 41

Upvotes: 33

Upvotes percentage: 80.487805%

Downvotes: 8

Downvotes percentage: 19.512195%

This post was created with our nice and easy submission form. İçeriğinizi oluşturun !

Bir Cevap Yazın