Mehmet Pamak: Kardeşlerimizi bırakın, beni tutuklayın

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı -İLKAV Başkanı Mehmet Pamak, polisin 10. 03. 2017 günü gerçekleştirdiği Cuma namazı baskını ve gözaltılar hakkında kamuoyuna bir açıklama yaptı. Polis baskınında ve sonrasında yaşananları eleştiren Pamak, AK Parti iktidarına da bazı hatırlatma ve uyarılarda bulundu.

İLKAVdaki Cuma Namazı Baskını Hakkında Açıklama

Muhterem Halkımız!

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı (İLKAV) Konferans Salonunda 1993 yılından bu yana yaklaşık 24 yıldır olduğu gibi her Cuma günü yapılan Cuma Konferansı ve müteakiben Cuma namazı kılma faaliyetimizi 10. 03. 2017 günü yani dün gerçekleştirdiğimiz sırada çok çirkin bir provokasyona muhatap kılındık.

(…) (Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız)

Gerek Konya’da Medrese kapatma, gerek Hizbuttahrir’e uygulanan kitlesel gözaltı, gerekse İLKAV Cuma namazına baskın yapıp imamları gözaltına alma olayları tam bir çıldırmışlık hâli olarak dikkati çekiyor. Doğrudan Tayyip Erdoğan’a da hem dünyada hem de ahirette zarar vereceği, AKP’yi de zor duruma düşüreceği açık olan bu olayların tam da referandum öncesinde ardı ardına gerçekleştirilmiş olması, İçişleri Bakanlığını yakından takip edenlerin verdiği bilgiye göre sistematik biçimde artan doğal bir pratik olduğu şeklindedir. Buna rağmen hüsn-ü zan ederek acaba polis ve bürokrasideki Erdoğan ve AKP düşmanlarının kasıtlı bir eylemi olma ihtimali var mıdır? diye bir soruyu açık bırakmak istiyoruz. Bu sebeple, söz konusu çıldırmışlık hâlinin müsebbibi, başka güçler adına AKP ve Tayyip Erdoğan’a tuzak kurmak isteyen bazı gözü dönmüş provokatör polisler olabileceği ihtimaline binaen diyoruz ki, eğer yarın akşama kadar bu provokatörler yakalanıp hesabı sorulmaz ve kardeşlerimizden de özür dilenip serbest bırakılmazlarsa, bu olayın da, bundan sonra bu tür çıldırmışlık hallerinin tekrarının da faturasının doğrudan AKP iktidarına kesileceğini hatırlatmak istiyoruz. Çünkü bunun başka bir izahı kalmayacaktır.

Sayın Tayyip Erdoğan ve AKP Hükûmeti!

İktidara gelirken adalet ve özgürlük vadeden açıklamalarınızda diyordunuz ki, “Dicle kenarında otlayan bir kuzuyu kurt kapsa, Allah bunun hesabını benden sorar hassasiyeti içinde olacağız.” Biz de diyoruz ki; “Sayın Tayyip Erdoğan! Dicle kenarında bir kuzuyu kurt kapmasını bırakın, sizin polisleriniz başkentinizin ortasında Cuma namazını basıp imamı kapıyorlar, bu zorbalığa müdahale etmeyecek misiniz? Özgürlük vaadiniz sadece size destek olanlara ve arkasında emperyalist ülkelerin desteği olanlara mı? Bizi sahipsiz mi sandınız? Kolayca ezip sindirebileceğinizi ve susturabileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Böyle düşünüyorsanız, Allah’ın izniyle çok yanıldığınız göreceksiniz. Bizim sahibimiz ve yardımcımız Allah’tır. En şedit darbe süreçleri bile bizi sindiremedi, zulme boyun eğdiremedi, inşaAllah bunu siz de başaramayacaksınız. Yıllardır tekrar ettiğimiz şudur: Bizler sizin destekçiniz de, şahsi düşmanınız da değiliz. Sürekli ifade ettik ve “Size olan muhalefetimiz şahsınıza yönelik düşmanlığımızdan değil, Allah’a olan dostluğumuzdan ve teslimiyetimizdendir” dedik. Sadece Allah rızası için, sizin yanlışlarınıza, Hak ile bâtılı karıştırıp Hak diye takdim etmenize, böylece İslam’ı tahrif etmenize karşıyız. Laik sisteminize, laik politikalarınıza, adaletsizliklerinize muhalifiz. İnşaAllah böyle olmaya, tevhidi daveti yaymaya ve İslami bir toplumsal değişime vesile olma çabalarımızı sürdürmeye de her şeye rağmen devam edeceğiz. Böyle olduğumuzda, yani kendimiz olarak kaldığımızda, size uyumlu hale gelmediğimiz için bize özgürlük ve hayat hakkı tanımayacağınızı mı söylemek istiyorsunuz? Vallahi buna rağmen bedeli neyse ödemeye hazırız, ama biz böyle muhalif kalmak, tevhidî akîde ve adalet ölçülerimizden taviz vermeden yaşamak ve böyle ölmek istiyoruz.

Şiddete başvurmadan Kur’an ve sünnet ölçüleri içinde İslam’ın mesajını yaymaktan ve toplumsal sorunlar hakkında bu ölçülere dayalı görüş ve düşüncelerimizi açıklamaktan başka bir şey yapmayan vakfımızı polislerinizin neden bastığını ve arkadaşlarımızı neden gözaltına aldıklarını, bilgisayarlarımıza, evraklarımıza neden el koyduklarını açıklamanızı bekliyoruz. Arkadaşlarımızın evlerini basıp neden zulmedildiğini, yılların şiddetten uzak ilmi çalışma merkezine ve kadrolarına neden terörist muamelesi yapıldığını bize açıklamak ve bu büyük zulmü önleyerek özür dilemek sorumluluğunuzu yerine getirmez ve bu zulmü yapanlardan hesap sorma görevinizi yapmazsanız, bırakın Dicle kenarındaki kuzuyu korumayı, başkentinizdeki Müslümanların, vadettiğiniz özgürlüklerini bile koruyamayacaksınız demektir. Bu durumda dünyada da ahirette de sizden ve AKP hükûmeti ile bürokratlarınızdan davacıyız, sizi Rabbimize şikâyet ediyoruz. İyi ki ahiret ve hesap var. Hayat sadece dünyadan ibaret değil. 11.03.2017.

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı Başkanı

Mehmet PAMAK

Not: Şimdi de şahsen Emniyet yetkililerine sesleniyorum: İLKAV Başkanı olarak Hutbede okunan söz konusu kamuoyu açıklamasını ben yazdım. Asla suç unsuru yoktur ve tamamen adil şahidlik sorumluluğumuzun gereğidir. Buna rağmen, aramızdaki inanç ve değer farkı sebebiyle eğer suç olduğunu iddia edip bir suçlu arıyorsanız, hem Vakfımızın Başkanı hem de açıklamayı yazan olarak suçumu(!) kabul ediyorum ve o aradığınız suçlu(!) benim demek üzere 11. 03. 2017 günü Saat 11.00’de TEM şubesine gelip teslim olacağım. Haksız yere gözaltına alıp zulmettiğiniz kardeşlerimizi bırakın beni alın ve yargılayın, ama beni yargılarken yargılanmayı da göze alın.

Oy verin

3 puan
Upvote Downvote

Total votes: 3

Upvotes: 3

Upvotes percentage: 100.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

This post was created with our nice and easy submission form. İçeriğinizi oluşturun !

Bir Cevap Yazın