Kitap Alıntısı: İslami Muhalefetin Düzenle Bütünleşmesi

Liste
3 Gönderilen

Kitap İsmi: Pasif Devrim: İslami Muhalefetin Düzenle Bütünleşmesi Yazar: Cihan Tuğal çev. Ferit Burak Aydar İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları, 2010. 330 sayfa.

“Berkeley Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Cihan Tuğal’ın Passive Revo- lution: Absorbing the Islamic Challenge to Capitalism adlı eseri (Stanford, Ca- lifornia: Stanford University Press, 2009) Türkçe’ye Pasif Devrim: İslami Mu- halefetin Düzenle Bütünleşmesi başlığıyla çevirilmiş. Kitabın “Giriş” (s. 9-26),“Sonuç” (s. 267-299), “Kaynakça” (s. 301-318), “Dizin” (s. 319-328) ve “Teşekkürler” (s. 329-330) bölümleri dışında üç kısım ve altı bölümden oluşan Türkçe çevirisinde, İngilizce aslının başlığında yer alan “kapitalizm” yerine “düzen” ifadesi tercih edilmiş. Çalışma ampirik olarak 2000-2002 ve 2006 yıllarında İstanbul’un Sultanbeyli ilçesinde gerçekleştirilen gözlem ve görüşmelere dayanmaktadır. 2000-2001 yıllarında Sultanbeyli’de bir devlet okulunda ilkokul öğretmenliği de yapan Tuğal, bu sayede ilçede siyasî partiler, belediye, camiler ve çay ocaklarında halkla ilişkiler kurmuş; beş yıllık bir aradan sonra tekrar sahaya dönen araştırmacı, kitabında bu iki dönemi (AK Parti iktidarı öncesi ve sonrasını) karşılaştırmaktadır” (Enes Kabakçı – İslâm Araştırmaları Dergisi, 25 (2011), 189-231).

Kitabın giriş kısmından bir bölümü sizinle paylaşıyoruz

1.

Son yirmi-otuz yıldır tüm dünyada mütedeyyin Müslümanlar derin ve çelişkili bir dönüşüm sürecinden geçiyorlar. Özellikle Batı kamouyounun ilgisi kimi Müslümanların şiddete başvurmaları ve cihat çağrısında bulunmalarına yönelirken, halk arasındaki daha geniş tabanlı değişiklikler göz ardı ediliyor. Türkiye’deki tartışma ise, çıkışsız bir karşıtlığa hapsolmuş durumda: Bir kesim eski İslamcıların yaşadığı çok boyutlu dönüşümü “liberalleşme” ve “demokratikleşme”ye indirgerken, diğer bir kesim de yokluğunun kanıtlanması zor bir “gizli ajanda”nın izlerini sürme hevesinde. Size anlatacağım kişisel dönüşüm hikayesi daha karmaşık bir deneyime örnek oluşturuyor. Yasin’le 2000 yılında tanıştığımda kırk yaşlarında radikal İslamcı bir esnaftı. 1990’larda, yaşadığı yoksul ilçedeki İSlamcı sokak eyl emlerinin önderlerinden biriydi. Bu ilçe (Sultanbeyli) 1990’larda İstanbul’daki İslamcı değişim sürecinin başını çekiyordu. Yasin cuma vaazları için sık sık kayıt dışı mescitlere giderdi. Dükkanına gelenler içeri girerken kapıda ayakkabılarını çıkarırlardı (maksat etrafın kirlenmesini engelleyip, her an ibadete hazır tutmaktı). Arkadaşları ve müşterileriyle birlikte beş vakit namazını düzenli olarak kılardı. Tıpkı arkadaşları gibi, Yasin de Fazilet Partili değildi; zira FP’yi devletin smözünden çıkmaz, teslimiyetçi, korkak ve kısmet milliyetçi bir parti olarak görüyordu. İslam’ın dünya çapında birliğine derinden bağlıydı ve Türk ulus-devletini yapay bir engel olarak görüyordu.

2.

Sultanbeyli’ye ilk geldiğimde, Yasin’e ilçede birçok Nurcu olduğunu duyduğumu söylemiştim. Bunu duyunca kahkahayı basmıştı: “İslamcıların bu denli güçlü olduğu bir yerde Nurcuların ne işi var?” Ancak benim gibi dışarıdan biri, bu devlet yanlısı, Türk milliyetçisi, Batı yanlısı, kapitalist İslami grubun Sultanbeyli’de yandaşları olabileceğine inanabilirdi. Cehaletim nedeniyle epey utanmıştım.

3.

2006’da Yasin’i yeniden ziyaret ettiğimde kendisinin N:urcuların sohbetlerine katılmaya başladığını öğrendim. Nurcuların “sistemli” bir şekilde çalışan tek İslami hareket olduğunu ve bu nedenle uzun vadede ayakta kalacaklarını düşünüyordu. Gerçekten de Nurcu gruplar Sultanbeyli’deki en aktif çevre haline gelmişti. Ayrıca Yasin artık kayıt dışı mescitlere gitmiyor ve şöyle diyordu: “Toplumda kamplaşmaların olması hoş değil. Sonuçta akl-ı selim sahibi olmamız lazım. Toplumun her kesimi içn böylesi daha hayırlı.” Artık dükkana girerken ayakkabılarını çıkarmıyordu ve namazını işyerinde değil, sokağın karşısındaki camide kılmaya başlamıştı. Türk devletini sahipleniyor ve İslama hizmetlerinin Ortadoğu’daki bütün devletlerden daha fazla olduğunu söylüyordu. On yıl boyunca aktif mücadele yürütmüş olmaktan büyük pişmanlık duyuyor ve duygularını şöyle dile döküyordu: O dönemde sistem karşıtı bir hareket vardı ama içeriği gerçekten dolu değildi. İlim irfana dayalı değildi. Şimdi (mütedeyyin) Müslümanlar çok daha sistemli düşünüyorlar. Daha geniş bir ufka sahipler. Ayrıca başka insanların haklarına saygı duymayı da öğrendiler. İslam’ı zorla benimsetmek zaten doğru değildir. İnsanlar tüm bunları öğrendi ve şu an memleketi daha iyi yönetecek konumdalar.

Oy verin

0 puan
Upvote Downvote

Total votes: 2

Upvotes: 1

Upvotes percentage: 50.000000%

Downvotes: 1

Downvotes percentage: 50.000000%

This post was created with our nice and easy submission form. İçeriğinizi oluşturun !

Bir Cevap Yazın