Hawking: Dünya hükümeti kurulmazsa, teknoloji bizi mahvedecek

Dünyaca ünlü fizikçi Stephen Hawking, insanın saldırganlık içgüdüsünün teknoloji nedeniyle bir yıkıma dönüşebileceğini söyledi

Dünyaca ünlü astro-fizikçi Stephen Hawking, insan ırkının sonunu getirebilecek teknolojinin kontrol altına alınması gerektiği uyarısında bulundu. Daha önceden yapay zekanın tehlikeleri hakkında konuşan Hawking, tehditlerin erken tespit edilebilmesine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

‘Saldırganlık içgüdüsel’

Mail.ru sitesinin sahiplerinden Rus işadamı Yuriy Milner ve ünlü bilim adamı Stephen Hawking, önümüzdeki 20 yılda Güneş sistemine en yakın yıldız sistemi olan Alfa Centauri’ye robot fırlatmayı öngören Starshot projesi için bir araya geldi. The Times gazetesine konuşan Hawking, medeniyetin başlangıcından beri saldırganlığın hayatta kalmak için işlevli olduğunu ifade ederek şöyle ekledi: “Darwinci evrim gereği, bu bizim genlerimizle ilişkili. Ancak şimdi, bu saldırganlığın nükleer ya da biyolojik savaş yoluyla bizi yok etmesi mümkün. Mantığımız ve aklımız yoluyla, bu içgüdümüzü kontrol etmemiz gerekiyor.”

‘Tiranlığa dönüşebilir’

Sputnik’in aktardığı habere göre bu hedef doğrultusunda ‘bir tür dünya hükümeti’ kurulmasını öneren Hawking, bunun da başka sorunlar ortaya çıkarabileceğini ve bir tiranlığa dönüşebileceğini ekledi.

“Tüm bunlar kulağa ‘felaket haberi vermek’ gibi gelse de, ben iyimserim” diyen Hawking, insan ırkının dirilerek bu zorlukları alt edeceğini düşündüğünü söyledi.

8 Ocak 1942 yılında İngiltere Oxford’da dünyaya gelen Hawking, Newton ve Einstein’dan sonra gelen en büyük fizikçi olarak kabul edilmektedir.

Stephan Hawking kimdir?

8 Ocak 1942 yılında İngiltere Oxford’da doğan Stephan Hawking, Newton ve Einstein’dan sonra gelen en büyük fizikçi olarak kabul edilmektedir. Lisede doğa bilimlerinde birinci sınıf onur madalyasıyla ödüllendirilen Hawking, daha sonra evrenbilim üzerine çalışmak için Cambridge’e gitti. O yıllarda Oxford’da evren bilimi üzerine çalışma olmadığı için doktorasını aldıktan sonra ilk önce araştırma asistanı, daha sonra Gonville and Caius College’de profesör asistanı oldu. 1973’de Gökbilim Enstitüsü’nden ayrıldıktan sonra Hawking, Uygulamalı Matematik ve Kuramsal Fizik Bölümü’nde çalışmaya başladı.

1979’dan sonra Matematik Bölümü’nde Lucasian Matematik Profesörü oldu. (Lucasian Matematik Profesörlüğü, Cambridge Üniversitesi’nde 1664 yılında onaylanan ve aynı şekilde Newton’un da 1666 yılında çalıştığı bir profesörlük birimidir.)

20. yüzyılın en büyük buluşu

Hawking, evrenin temel prensipleri üzerine çalıştı.

Roger Penrose ile birlikte Einstein’ın ‘Uzay ve Zaman’ı kapsayan Genel Görelilik Kuramı’nın, Big Bang’le başlayıp karadeliklerle sonlandığını kanıtlama çalışmalarıyla dünyada bilinen bir isim haline geldi. Bu sonuç Kuantum Mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı’nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu, yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biri olarak sayılmaktadır. Bu birleşmenin bir sonucu da karadeliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu.

Sakatlık engel olamadı

1965 yılında dilbilim öğrencisi Jane Wilde ile evlenen ve 3 çocuk sahibi olan Hawking, o yıllarda ALS (Amnyotrophic Lateral Sclerosis) yani “ motor nöron” hastalığına yakalandı.

Bu hastalık nedeniyle tekerlekli sandalye ile yaşamaya başlayan ve kas kontrolünü kaybeden Hawking, yazıları sese dönüştürebilen bilgisayar teknolojileri vasıtasıyla iletişim kurarak bilimsel çalışmalarını sürdürmeye devam etti.

Hawking, kozmoloji ve evrenle ilgili bilgileri hemen hemen herkesin anlayabileceği bir dille, Zamanın Kısa Tarihi (A Brief History of Time) adındaki kitabıyla tüm dünyada tanındı. 1987 yılında yayımlanan bu kitap, günümüzde Türkçeye çevrildi ve basıldı.

Einstein’den sonra en büyük dahi

Bilimsel araştırmaları 40’ın üzerinde dünya diline çevrilen Hawking, bilim çevrelerinde Albert Einstein’dan sonraki en büyük dahi olarak görülmektedir.

Allah’a İnanmıyor 

Hawking 2013 yılında, California Teknoloji Enstitüsü’nde ‘Evrenin Kökeni’ isimli konferansta yaptığı konuşmada, evrenin oluşabilmesi için ilahi bir güce ihtiyacı olmadığını belirtmiş, fizikçilerin evrenin yaradılışı için ilahi bir dokunuşu hala kanıtlamaya çalışmasıyla dalga geçmişti.

Oy verin

0 puan
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

This post was created with our nice and easy submission form. İçeriğinizi oluşturun !

Bir Cevap Yazın