Dünyanın İlk Üniversitesi İtalya’da Değil Tunus’ta Kurulmuş

Dünyanın İlk Üniversitelerini Müslümanlar Kurdu

Peygamber-i Zişan Medine’de Mescidi Nebevi’yi inşa ederken, mescide bitişik, bir de eğitim görülen bir Suffa inşa eder. Burada evli olmayan erkekler hem ikamet ediyor ve hem de eğitim görüyorlardı.

Hz. Peygamberden ilham alan O’nun Ümmeti, dünyanın her tarafında inşa ettikleri her caminin yanına böyle bir okul açmayı da adet haline getirdiler. Bu, bütün İslam Dünyasında gayet yaygın bir durum olarak günümüze dek devam edegelmiştir. Bununla kalınmamış, büyük eğitim merkezleri, medreseler inşa edilmiş. Abbasiler döneminde Beytül Hikme, Selçuklular döneminde Selçuklu Medreseleri, Bağdat’ta Nizamiye Medreseleri kurulmuştur.

İslam dünyası, ilk günden itibaren eğitim ve bilimle yürümüş. Modern anlamda ki Üniversitelerin de öncüleri olmuştur. İslam Ümmeti, Dünyanın ilk Üniversitelerini kurarlarken, bu gün bize caka satan Hristiyan Batı Dünyası, 11. Asra kadar bu gelişmelerden bihaber, karanlık bir yaşam içindeydi!

a)-Dünyanın ilk üniversitesi, Müslümanlar tarafından miladi 732 yılında Tunus’ta kurulmuş olan Zeytuniye Üniversitesidir.

b)-Dünyanın ikinci Üniversitesi yine Müslümanlar Tarafından İspanyada, Endülüs Emevi’leri tarafından 786 yılında Kurtuba ‘da kurulan ve Avrupa’nın ilk üniversitesi unvanını alan Kurtuba Üniversitesidir.

c)-Dünyanın Üçüncü Üniversitesi, miladi 859 yılında Fas’ın Fes kentinde kurulmuş olan ve bu gün hala eğitimine devam eden (eğitimi devam etmekte olanlar açısında dünyanın ilk üniversitesi) de kabul edilen Keyruvan Üniversitesidir (Cami’ül Kureviyyun).

d)- Dünyanın dördüncü Üniversitesi Yine İslam dünyasında Mısır’ın Kahire’sinde 972 yılında kurulmuş olan El-Ezher Üniversitesidir. Ayrıca Şam, Bağdat, Rey, Harran, Hicaz, Semerkant, Buhara, Tebriz, Kazan, Delhi, Maveraünnehir, Kurtuba ilim öğrenme merkezleri olmada birer model olmuşlardır.

Hristiyan Batı Dünyasın ’da eğitime, 11. Asırda (yanı Müslümanlardan 4 asır sonra Müslüman Dünyasından etkilenerek)adım atılır. Eğitim ve bilimdeki varlığını tam olarak ancak 14. Asırda hissettirir. Hristiyan Batı Dünyası’nın ilk Üniversitesi İtalya’da miladi 1088 yılında kurulmuş olan Bologna Üniversitesi kabul edilir. İslam dünyasındaki bu üniversiteleri yok sayarak Bologna’yı dünyanın ilk Üniversitesi olarak lanse etmeye çalışırlar! Hâlbuki kurulduğu günlerde Bologna, modern anlamda Üniversite özelliklerini bile taşımazdı. Batı’da modern anlamda üniversite, ancak miladi 1167 yılında kurulmuş olan Oxford ve 1200 yılında kurulmuş olan Paris üniversitesidir. Paris Üniversitesi dahi ilk kurulduğu günlerde açık havada, saman dolu minderler üzerinde eğitimini sürdürür ve binasına ancak 1215 yılında kavuşur!  İngiltere’nin meşhur Cambridge 1318 yılında, İtalya’nın Pavia Üniversitesi 1361 yılında ve nihayet Almanya’nın Hidelberg Üniversitesi ancak 1386 yılında kurulur.

İslam Dünyasındaki Üniversiteleri incelediğinizde genel anlamda; Bir avlu etrafında iki katlı Dört duvarlı taş bir bina, avluda havuzlu bir bahçe; alt katta dershaneler, idare hocalarının odaları, yemekhane ve mescit ve üst katta talebe odalarından meydana gelen bir entegreden ibarettir. Batının özellikle Oxford gibi ilk üniversiteleri tamamen bu projeyi taklit etmişlerdir. Tabiatıyla girişteki mescidin yerini şapel (kilise) almıştır. Kepler bile Müslüman ulemanın taylasan denilen serpuşundan alınmadır. ‘Collage’ kelimesi ‘Külliye’ den alınmadır. ‘Anfi’   eyvandan alınmadır. İslam üniversitelerinin ‘devletten bağımsız bir heyet tarafından idare edilmesini’ alıntılayan batılı Üniversiteler, özerk bir senato tarafından idare edilmesi yoluna gitmişlerdir. Sınıflardaki öğrenci sayısı ve oturum yapıları, ders anlatım sistemleri ve süreleri bire bir, İslam ülkelerindeki üniversitelerden alıntılanmıştır. Batı üniversitelerinde, ilk günden itibaren Farabi, İbni Rüşd, El Kindi, Gazali gibi İslam âlimlerinin eserleri okutuldu ve okutulmaktadır.

Dolayısıyla, “Rönesans hareketi öncülerinin İslam âlimleri olduğunu” samimi batılı bilginler, gayet net bir şekilde itiraf ederler. Kader bu ya! İslam coğrafyasının kahir ekseriyetini içine alan Osmanlı’nın gerilemesi ve dağılmasının bu sürece rastlaması, Rönesans hareketinin İslam Âlimleri tarafından tamamlanmasına sekte vurmuş ve bu tamamlama haliyle Batılı Bilginlere kalmıştı! İşin asıl ve hakikat tablosu budur. Rabbim yeniden ayağa kalkma güç, irade, azim ve kararlığı nasip etsin…

Fazlı Kayaduman – İslamiGündem

Oy verin

0 puan
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

This post was created with our nice and easy submission form. İçeriğinizi oluşturun !

Bir Cevap Yazın