Çanakkale Savaşının Yanlış Bilinenleri

Fazlı Kayaduman, Çanakkale savaşının yanlış bilinenlerini yazdı ! İşte o yazı:

ÇANAKKALE SAVAŞININ PERDE GERİSİ VE YANLIŞ BİLİNENLERİ

Bu gün okullarımızda resmi ders kitabı olarak okutulan, tarihi bilgilerin kahir ekseriyeti yalan kurgulardan oluşmaktadır!   Ders kitaplarında okutula gelinen Çanakkale Savaşı da bunların başında gelir.

Çanakkale Savaşının sebeplerinin temelinde yine Petrol vardır. 19. asırda sanayi devrimini gerçekleştiren Batı, sanayinin temel taşının petrol olduğunu ve petrolsüz bir sanayinin işe yaramadığının farkına varıyor. Dünya petrol rezervinin % 74’ünün İslam Dünyasının sınırları içinde;    bunun % 63’ünün de sadece Osmanlı’nın sınırları içinde olduğunun tespitini yapan Batı, Osmanlı’nın parçalanıp bölünmesi için aciliyetle düğmeye basar!

II. Abdülhamid Han, gelişenlerin farkındadır. “En büyü müdafaa taarruzdur” mantığıyla karşı saldırıya geçer. Katolik ve Protestan kiliselerinin ihtilaf çizgisini- kendine çalışma zemini seçer. Batılılar ise İslam Dünyasında İttihad-i Terakki cemiyeti üzerinden faaliyet gösterirler. Batılı güçlerin desteğiyle İttihad-ı Terakki cemiyeti büyür, gelişir bir müddet sonra da partileşir ve İttihadı Terakki Fırkası adını alır. Ve sonra seçime girer ve bil ahire iktidar olur.

Bu partinin böyle yükselişini engelleyemeyen Abdülhamid, aynı iktidar tarafından 1909’ da görevinden azledilerek Selanik’te bir yerde gözetim altına alınır.

Nihayet yıl 1914’e gelince; Birinci dünya savaşı patlamış ve Batı Dünyası birbirine girmiştir. Bir tarafta İtilaf Bloku: İngiltere, Fransa, Rusya diğer tarafta İttifak Blok’u: Almanya, Avusturya- Macaristan, İtalya birbirleriyle savaşmaktadırlar. Kısacası Abdülhamid Han’ın 30 yıllık emeği, ürününü vermiş ve Osmanlı’yı yok etme emelinde olan Batılı güçler, birbirlerini yok etmek için birbirlerine girmiş durumdalar. Her şey aynen -Abdülhamid Han’ın planladığı gibi- yürümektedir.

Velakin Abdülhamid Han, dışardaki hedeflerinde başarılı olmuşsa da, maalesef içerde kaybetmektir! Yönetim bir gurup hayalperest İttihatçının elindedir. Abdülhamid, her şeye rağmen yönetimdekilere haber gönderir, der ki; “Bu gelişenler, planladığım şeylerdir.. Bizi yok etmek isteyen bu güçler, bu gün birbirlerine girmiş durumdalar. Kendi aralarındaki bu ihtilaf biterse, yeniden hedef biz oluruz. Sakın ha! bu savaşa girmeyesiniz..!”

Başta, yönetim buna uyar ve Osmanlı’nın tarafsız olduğunu ilan eder. Fakat Hayalperest İttihatçı paşalar rahat durmamaktadır. Bu paşalara göre “Almanya, mutlaka savaşı kazanacaktır. Osmanlı Almanya’nın yanında savaşa girerse, Balkanlarda ve Kafkasya’da kaybettiği yerleri geri alır”.

Ve İttihatçı paşalar, Almanlar ile gizli anlaşma yaparak; bilindiği gibi Osmanlıya sığınan Alman gemilerinin ismini değiştirip, Rus limanlarını bombalatmasıyla Osmanlıyı Almanya’nın yanında İngiliz, Fransız ve Ruslara karşı savaşa sokarlar. Ve Haliyle Osmanlı’nın 30 yıl boyunca düşmanları için hazırladığı bu tuzağa,  İttihatçı hayalperest paşalar, Osmanlının kendisini düşürürler!

Limanları bombalanan Rus’lar, Müttefikleri olan İngilizlerden Osmanlıya batıdan bir cephe açmasını isterler. İngilizlerin eline asırlardır bekledikleri “İstanbul’u alma hayali” belirlemeye başlar ve bu hayal ile Çanakkale’ye çıkarma yaparlar. Ve bildiğimiz Çanakkale Savaşı başlar!

Çanakkale Savaşı, Şubat 1915’te başlar, çetin bir mücadele sonucunda kesin bir zaferle sona erer.      2 Ekim 1915 günü İngilizler Çanakkale’yi terk ederler. Ama diğer cephelerde; (Kafkasya, Irak, Yemen, Hicaz ve Sina da) savaş ateşi Ümmeti yakmaya devam etti..

 

   ÇANAKKALE SAVAŞI HAKKINDA YANLIŞ BİLİNENLER:

1- Çanakkale, Ne Arap’ın, ne Türk’ün, Ne Kürt’ün tek başına zaferidir.  Çanakkale’de, Laz’ından Çerkez’ine, Arap’ından Gürcü’süne, Kürt’ünden Türk’üne; Şamlısından Tiflislisine, Batumlusundan Mekkelisine bir İslam Milleti savaşmıştır.. Çanakkale İslam Milletinin bir ortak zaferidir.

2-“Çanakkale savaşında elimize ne geçirdik, ne bulabildiysek onunla savaşmaya çalıştık. Demir borulardan silahlar yaptık, soba borularını top namluları gibi gösterdik… v.s ” okullarda okutulan bir ders kitabından alıntılanmış bu gibi dramatize edile gelinen ifadelerin gerçekle hiçbir ilgisi yoktur.

Çanakkale’de belki yeterince yiyecek aşımız, giyecek libasımız yoktu ama yeterince silahımız vardı. O günün şartlarında en modern silah ve cephaneye sahiptik. Ne İngiliz toplarının menzili ve ne de İngiliz Piyade tüfeklerinin menzili, elimizdeki Alman silahlarının menziline yetişemiyorlardı.

3- Hemen her ders kitabında Çanakkale zaferinin komutanı ve kahramanı olarak Mustafa Kemal lanse edilir. Hâlbuki Mustafa Kemal’in, Çanakkale komutanlığı ile hiçbir ilgisi yoktur. Çanakkale komutanlığını bir Alman Amiral’ı olan Mareşal Ottu Liman Van Sander yapmaktadır. Van Sander’ in üç tane de Osmanlı generallerinden yardımcısı vardır. Orgeneral Mehmet Cevat paşa, Orgeneral Vehip paşa, Orgeneral Mahmut Esad Paşalardan oluşan bir Kurmay heyeti idare ediyordu.

1881 doğumlu olan Mustafa Kemal, 1915’te olan bu savaşta 34 yaşındadır. Zaten yaşı, böyle bir komutanlığa müsait değildir. Birinci cihan harbi başladığında Yüzbaşı’dır. Çanakkale’ye Binbaşı olarak gitmiştir. Sonradan katıldığı bu savaşta yaralanır ve geri döner.Bu hususu teyit eden, çok açık arşiv kayıtları var. Yüzlerce Generalin; Binlerce Albay ve yarbayın görev yaptığı Devasa bir komuta kademesinin bulunduğu bu orduda, bir Binbaşının rolü zaten bellidir. Bu hususta uydurulan senaryo ve kurguların hakikatle hiçbir ilgi ve alakası yoktur!

4-Çanakkale şehidimiz, kimilerine göre 250 bin, kimine göre 300 bin, Kimi kaynaklara göre de sadece 30 Bin civarıdır. İşte kaynağından size Genel Genelkurmay verileri; “Çanakkale muharebeleri sırasında;  57.263 şehit, 97.874 yaralı, 11.178 kayıp, 7. 084 hava değişimi,  20.297 hastalık sonucu ölüm, 14.000 hastaneye götürülen, olmak üzere 207.696 zayiat verilmiştir.” Hastalıktan ölen ve yaralıyken sonradan ölenler de şahit hükmündedir. Dolayısıyla Şehidimiz yaklaşık 100 bin civarıdır.

5- Diğer yanlış bir söylemde şöyledir  Aslında biz Çanakkale savaşını kazandık ama Almanlarla beraber savaşa girdiğimiz için Almanlar yenilince, biz de yenilmiş sayıldık.” Tabi ki bunun da en ufak bir doğru tarafı yoktur. Bir kere biz sadece Çanakkale’de değil, Kafkasya, Irak, Filistin Sina, Hicaz Yemen cephelerinde de savaşıyorduk. ABD’ nin İtilaf blokunun yanında savaşa girmesiyle, savaşın yükünü ağırlıkla taşıyan Almanya iyice tıkandı ve 1918 de Versay Antlaşmasıyla savaştan çekildi. Tek başımıza İngiltere, Fransa, İtalya ve ABD’ye karşı savaşı sürdüremeyince, Mondros mütarekesiyle (bırakışmasıyla) teslim olduk! Artık Çanakkale Zaferinin de, verdiğimiz 207 bin zayiatın da bir maddi hükmü kalmamıştı! Evet, teslim olmuştuk!

17 Milyon Kilometrekarelik ülke parçalanmış ve bu topraklar üzerinde 23 devlet kurulmuş ve biz 780 Bin kilometrekarelik bir Anadolu’ya sığdırılmıştık. Savaşı, Almanlar değil asıl biz kaybetmiştik ve daha doğrusu üç beyinsiz hayalperestin macerasıyla bir Ümmet kaybetmişti! Ve o gün kaybettiğimiz bağımsızlığımızı, bu gün hala tam olarak kazanabilmiş değiliz!  Vesselam…

Oy verin

-1 puan
Upvote Downvote

Total votes: 7

Upvotes: 3

Upvotes percentage: 42.857143%

Downvotes: 4

Downvotes percentage: 57.142857%

This post was created with our nice and easy submission form. İçeriğinizi oluşturun !

Bir Cevap Yazın